HoLEP

HoLEP Nedir? HoLEP Teknolojisiyle Prostat Tedavisi

Prostat Büyümesi Nedir? Prostat Neden Büyür?

Erkeklerde prostat, ergenliğin ilk dönemlerinde büyüyerek iki katına çıkar. 25 yaşından sonra ise bütün erkeklerde farklı şekilde büyür. Çoğu zaman iyi huylu olan bu büyüme, 40’lı yaşların sonlarından hayatın sonuna kadar değişken bir hızla devam eder. Genellikle yaşlanmayla beraber görülen iyi huylu prostat büyümesinin (BPH) kesin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Prostat büyümesi oldukça sık görülmekle beraber, her erkekte benzer seviyede sıkıntı teşkil etmeyebilir. Diğer bir deyişle, bazı kişilerde yaşlanmanın doğal bir parçası olsa da tedaviye gerek duyulmayabilir. Ancak bazı hastalarda büyüyen prostat bezi, idrar yolunda ve mesane çıkışında tıkanmaya ve daralmaya yol açarak idrar akışını sekteye uğratabilir. Bu da mesanenin hem idrar depolama hem de idrar boşaltma işlevini bozabilir.

Eğer prostat büyümesi rahatsız edici şikayetlere ve belirtilere yol açarsa, idrar yapma fonksiyonunda sıkıntıya sebep olursa veya vücuda zarar verebilecek seviyelere ulaşırsa tedavi edilmesi zorunlu hale gelir. Prostat büyümesinin nedenleri günümüzde halen bilinmese de, testosteron ve östrojenin bu büyüme üzerinde oldukça etkili olduğu düşünülmektedir.

Prostat Hangi Yaş Gruplarında Büyür? Bu Büyümenin Boyutu Nedir?

Prostat bezi, genellikle, erkeklerde 30’lu yaşlarda büyümeye başlarken, bu büyüme yaşamın sonuna kadar devam eder. 50 yaş üzeri erkeklerin yarısında prostat büyümesine rastlanırken, 60 yaş sonrasında prostat görülme oranı %65’e çıkmaktadır. 80’li yaşların gelişiyle beraber ise prostat büyüme oranı %90’ı geçmektedir. Bu hastaların önemli bir kısmı ilaç tedavisi veya ameliyat ile sıkı bir takip altına alınmaktadır.

Prostat Hastalıkları Nelerdir?

Prostat hastalıkları aşağıda belirtilen üç ana başlıkta incelenmektedir:

  1. Prostatit (Prostat iltihabı)
  2. İyi huylu prostat büyümesi (Benign Prostat Hiperplazisi, kısaca BPH)
  3. Prostat kanseri

Prostat Hastalıklarında Ortaya Çıkan Şikayetler

Prostat hastalıkları, birçok şikayete neden olsa da en belirgin şikayetler şu şekilde sıralanabilir:

  • İdrara başlama ve sonlandırmada zorluk
  • Zayıf veya kesik kesik gelen idrar akışı
  • İdrara çıkarken yanma veya ağrı
  • Sık idrara çıkma ihtiyacı
  • Mesaneyi tam boşaltamama hissi
  • Geceleri sık sık idrara kalkma
  • Ani idrar sıkışıklığı, idrar tutmakta güçlük çekmek
  • İdrar yaptıktan sonra devam eden damlamalar
  • İdrar yapamama
  • İdrar veya menide kan görülmesi
  • Ağrılı boşalma
  • Kasık, kalça, bel, sırt ve bacak bölgelerinde ağrı

Bu şikayetler, prostat ve alt idrar yollarındaki sorunlara özgüdür. Ancak prostatta ne tür bir hastalık olduğunun belirlenebilmesi için üroloji uzmanı tarafından muayene yapılması ve gerekli tanısal tetkiklerin tamamlanması gerekir.

Prostat hastalıkları ilk ortaya çıktıklarında herhangi bir şikayete yol açmayabilir. Bazı durumlarda hastada belirgin herhangi bir şikayete rastlanmaz. Ancak yine de dijital prostat muayenesi, PSA (Prostat Spesifik Antijen) testi, idrar analizi, prostat biyopsisi ve radyolojik görüntülemeler (ultrasonografi, multiparametrik prostat MR) gibi yöntemler sayesinde hastalığın teşhisi mümkündür. İdrar yollarıyla ilgili belirti ve bulguların altında yatan sebepleri yalnızca doktorlar anlayabilir. Bu tür şikayetleri olan kişilerin mutlaka bir üroloji uzmanına başvurmaları gerekmektedir.

Prostatit Tedavisi

Prostat iltihabının tedavisi, hastalığın akut (ani) veya kronik (nükseden) yapıda olmasına bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Tedavi sürecinde genellikle ağrı kesici-inflamatuar, prostat ve mesane boynunun gevşemesini sağlayan alfa-blokerler ve antibiyotikler gibi bazı ilaçlardan faydalanılır. Prostatit çoğu erkekte birkaç hafta ila birkaç ay içinde düzelse de bazı kişilerde bu süreç daha da uzayabilir.

Akut Bakteriyel Prostatit

Prostatın akut iltihabı, nadir görülmekle beraber oldukça ciddiye alınması gereken bir durumdur. Akut bakteriyel prostatitte en sık görülen belirtiler şu şekilde sıralanabilir:

  • Ateş
  • Üşüme
  • Titreme
  • İdrar yaparken ağrı ve yanma
  • İdrar yapmada güçlük
  • İdrar akışının incelmesi
  • Boşalma esnasında ağrı
  • Mesaneyi tam boşaltamama hissi
  • Sık sık idrar yapma ihtiyacı ve acil bir şekilde gelen idrar
  • İdrarda kan görülmesi

Bu yapıda olan prostatitin asıl çıkış noktası, üriner sistem ve kalın bağırsaklarda bulunan bakterilerdir. Akut bakteriyel prostatit, göz ardı edilmemesi gereken ciddi bir klinik durumdur. Bu nedenle, bu tip şikayetleri olan kişilerin vakit kaybetmeden bir doktora görünmelerinde fayda vardır. Akut prostatit tedavisinde antibiyotiklerden, ağrı kesicilerden ve ateş düşürücülerden faydalanılır. Belirtilerin şiddetine ve hastaların şikayetlerine bağlı olarak hastanede yatarak tedavi yapılması gerekebilir.

Kronik Bakteriyel Prostatit

Üç ay veya daha uzun süre devam eden prostatit, bakteriyel prostat enfeksiyonu olarak tanımlanabilir. Akut prostatite kıyasla daha sık görülse de kronik bakteriyel prostatitin asıl sebebi belli değildir. Üriner sistemde bulunan bakterilere, mesaneye veya kan enfeksiyonuna bağlı olarak kendini gösterebilir. Prostat bezinde oluşan taşlar veya prostattaki yapısal kusurlar da prostatite yol açabilir. Buna ek olarak travmalara veya üriner sisteme yapılan bazı işlemlere bağlı olarak da enfeksiyon gelişebilir.

Kronik bakteriyel prostatitte belirtiler akut prostatite kıyasla daha yavaş ve sessiz gelişir. Kronik bakteriyel prostatit belirtileri şu şekilde sıralanabilir:

• Sık idrara çıkma isteği
• İdrar yaparken yanma hissi
• İdrar yapmada güçlük
• Cinsel isteksizlik
• Boşalma esnasında ağrı
• Bağırsaklarda gerilme hissi
• Makat bölgesi ve testislerde ağrı

Prostatitin bu tipinde ateş beklenmez.

Kronik Bakteriyel Prostatit Tedavisi Nasıl Yapılır?

Kronik bakteriyel prostatit tedavisinde antibiyotiklerden ve antienflamatuar ilaçlardan faydalanılsa da bu ilaçların uzun süre kullanılması gerekir.

Asemptomatik Enfamatuar Prostatit

Herhangi bir belirti ile kendini göstermeyen bu prostatit tipi, prostat büyümesi veya prostat kanserinden dolayı operasyon geçiren hastaların ameliyat numunesinde veya prostat biyopsi örneğinde şans eseri tespit edilir. Bu prostatit türü tedavi gerektirmez.

Kronik Prostatit (Kronik Pelvik Ağrı Sendromu) Nedir?

Kronik non-bakteriyel prostatit veya diğer adıyla Kronik Pelvik Ağrı Sendromu, erkeklerde en sık görülen prostatit (prostat iltihabı) türüdür. Prostatitin bu türü aynı zamanda “kronik non-bakteriyel prostatit” olarak da bilinir. Non-bakteriyel olarak anılmasının nedeni, prostatın belirli bir bakteriye bağlı olmaksızın iltihaplanmasıdır. Genellikle halsizlik ve yorgunluk belirtilerine rastlansa da hastalığın neden olduğu ağrılar üç ay veya daha uzun bir süre devam eder. Bununla birlikte kronik prostatit, genellikle anksiyete ve depresyon gibi psikolojik sorunlarla birlikte görülür.

Kronik prostatit belirtileri şu şekilde sıralanabilir:

  • Peniste, testislerde, anüste, karnın alt kısmında ve bel bölgesinde ağrı
  • İdrar yapma esnasında ağrı
  • Sık idrara çıkma
  • Geceleri başta olmak üzere, acil idrara çıkma isteği
  • Prostat muayenesi esnasında prostatta büyüme veya hassaslık fark edilmesi
  • Sertleşme problemi
  • Boşalma esnasında veya cinsel ilişki sonrasında ağrı

Kronik prostatit testleri yapıldığında, idrar, meni ve prostat salgısından alınan kültürlerde bakteriyel enfeksiyon net bir şekilde tespit edilemez. Bu nedenle bu prostatit türünün tanı ve tedavi süreci oldukça zordur. Kronik prostatit tedavi sürecinde asıl amaç ortaya çıkan belirtileri azaltmaktır. Hastalığın beraberinde getirdiği şikayetler genellikle tedavi sayesinde azalır.

Kronik Prostatit Tedavisi

Uzun dönem kullanılabilen antibiyotikler, antienflamatuar ilaçlar ve antikolinerjikler kronik prostatit tedavisinde faydalı olabilir. Bunların yanı sıra, geleneksel tedavi yöntemlerinden fayda görmeyen hastaların tedavisi için prostat masajı da önerilebilir. Zira prostat masajı dolaşımı düzenler, intraprostatik kanalları açar ve antibiyotiklerin dokuya geçişi konusunda azami düzeyde optimizasyon sağlar.

Prostat Kanseri Nedir?

Prostat bezi dokusunda gelişen kanser olarak tanımlanabilen prostat kanseri, özellikle batı ülkelerinde en sık rastlanan kanser türlerinden biridir. Kanserin altında yatan nedenler henüz tam olarak açıklanamasa da, erkeklerde yaş ilerledikçe prostat kanseri oluşma riskinin de arttığı bilinmektedir. Prostat kanseri genellikle 65 yaş üzeri erkeklerde görülmekle beraber, 50 yaşından sonraki süreçte prostat kanseri riskinin arttığı söylenebilir. Baba, amca, erkek kardeş ve dayı gibi yakın erkek akrabalarda prostat kanseri varsa, söz konusu kişide prostat kanseri görülme ihtimali de normale kıyasla daha fazladır.
Erken evrede tespit edilen prostat kanserlerinde, tedavi süreci genellikle olumlu yönde sonuç vermektedir. Prostat kanserini diğer kanserlerden ayıran özelliği, yavaş seyirli ve değişken davranışlı olmasıdır.

Prostat Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Transüretral Prostat Rezeksiyonu (TUR-P)

Kısaca TUR-P olarak anılan Transüretral Prostat Rezeksiyonu ameliyatında, elektrik enerjisinden faydalanılarak prostat dokusu içeriden yakılır ve küçük parçalar halinde çıkarılır. Bu operasyonda kanama riski bir hayli yüksek olduğu için hastanın kullanmak zorunda olduğu kan sulandırıcı ilaçlar bir hafta öncesinden kesilir. Kan sulandırıcı ilaçların kullanımına ameliyattan en erken 1 hafta sonra yeniden başlanabilir. Operasyon sonrasında hastanın en az 3 gün sondalı kalması şarttır.

Transüretral Prostat Rezeksiyonu ameliyatı sonrasında görülebilen olumsuzluklar şu şekilde sıralanabilir:

TUR-P (Transüretral Prostat Rezeksiyonu) sendromu,

  • Üretra darlığı
  • Enfeksiyon
  • İdrar kaçırma
  • İdrar yapmada güçlük
  • Retrograd ejakülasyon (meninin geri kaçması)

Ayrıca birçok çalışma, bu operasyon sonrasında cerrahi tedaviye yeniden ihtiyaç duyulduğunu öne sürmektedir.

Açık Prostatektomi

Açık Prostatektomi, prostat büyüklüğü 100 gr ve üzerinde olan hastalara uygulanabilen cerrahi bir yöntemdir. Bu operasyonda hastanın cilt ve cilt altı dokularına ek olarak idrar torbası da açılır ve prostat parmak yardımıyla çıkarılır. Bu işlem kanama oranının bir hayli yüksek olduğu bir ameliyat yöntemi olduğu için, genellikle kan desteğine ihtiyaç duyulur. Ayrıca bu işlem sonrasında hastanede yatış süresi, diğer yöntemlere kıyasla daha uzundur. Operasyon sonrasında hastanın en az bir hafta sondalı kalması şarttır.

Prostat Cerrahisinde Lazer

Üroloji biriminde lazer kullanılması, cerrahi operasyonlarda da lazer kullanımının önünü açmıştır.

Prostat cerrahisinde kullanılan lazer yöntemleri şu şekilde sıralanabilir:

  • Greenlight Lazer
  • Fotoselektif Prostat Vaporizasyonu (PVP)
  • Thulium Lazer ile Prostat Enükleasyonu (ThuLEP)
  • Thulium Lazer ile Prostat Rezeksiyonu (TmLRP)
  • Diode Lazer ile Prostat Enükleasyonu (DiLEP)
  • Diode Lazer ile Prostat Vaporizasyonu (DiLVP)
  • Holmium Lazer ile Prostat Rezeksiyonu (HoLRP)
  • Holmium Lazer ile Prostat Enükleasyonu (HoLEP)

HoLEP Teknolojisi Nedir?

HoLEP (Holmium Lazer Prostatektomi) Teknolojisi, BHP (iyi huylu prostat büyümesi) tedavisinde sıklıkla başvurulan ve tercih edilen, günümüzün en modern ve başarılı tedavi yöntemidir. HoLEP Teknolojisinde prostat, lazer ile enükle edilerek çıkarılır. Son 10 yılda sıklıkla kullanılan bir yöntem olan HoLEP, prostat büyümesi tedavisinde olumlu sonuçlar vermektedir. HoLEP kelimesi, prostat iç dokusunun holmium lazer kullanılarak çıkarılmasını ifade eder. Genel olarak iyi huylu prostat büyümesi yaşla birlikte giderek artmaktadır. 60’lı yaşlarına gelen erkeklerin %50’sinde belirtiler görülürken, 80’li yaş grubundaki erkeklerin %90’ında prostat büyümesi zaman içinde kendini gösterir.

HoLEP Ameliyatı Hangi Hastalar İçin Uygundur?

Prostat hastalığı bulunan ve cerrahi operasyon düşünülen tüm hastalar HoLEP için uygundur. HoLEP yönteminin bütün prostat boyutlarında uygulanabilmesi, HoLEP’i prostat boyutundan bağımsız kılmaktadır. Prostat büyümelerinden bağımsız olan HoLEP yöntemi, hem büyük hem de küçük prostatlarda hastanın ihtiyacına ve hekimin gerekli görmesine bağlı olarak uygulanabilir.

HoLEP Ameliyatının Özellikleri Nelerdir?

HoLEP ameliyatının özellikleri genel olarak şu şekilde sıralanabilir:

HoLEP yöntemi, dokuları elektrik enerjisiyle yakmak yerine lazerle ayırma prensibine dayandığı için, sonda uygulanan hasta idrara çıkarken disüri adı verilen yanma hissini yaşamaz.

HoLEP ameliyatı düşük kanama riski, hastanede yatış süresinin kısa olması ve hızlı iyileşme süreci gibi avantajlar sunduğu için hastalar 24 saat gibi kısa bir sürede sondalarından kurtularak normal hayatlarına hızla dönüş yapabilirler.

HoLEP ameliyatının sağlıklı dokuya etkisi 0,4 mm’den daha az olduğu için, prostat kapsülünün etrafından geçen ve cinsel fonksiyonları düzenleyen sinirler zarar görmez. Dolayısıyla hastalarda ameliyat sonrası sertleşme ile ilgili problem beklenmez.

HoLEP ameliyatında çıkarılan dokularda yanma defekti gelişmediği için, patologlar dokuyu çok daha rahat bir şekilde inceleyebilir ve muhtemel kötü huylu oluşumların gözden kaçma ihtimali düşer.

HoLEP teknolojisiyle prostat dokusu tamamen çıkarıldığı için hastalığın nüks riski oldukça düşüktür.

HoLEP Ameliyatı Ne Zaman Gereklidir?

İyi huylu prostat büyümesi olan ancak ilaç tedavisine rağmen hastalıkta belirgin bir iyileşme saptanamayan hastalarda, aşağıda belirtilen durumların da ortaya çıkması halinde HoLEP ameliyatı gerekli görülür ve uygulanır:

  • Hastanın yakınma ve şikayetlerinin çok olması
  • Hastanın idrarını mesaneye sonda konularak yapmak zorunda kalması
  • İdrar yaptıktan sonra dahi mesanede idrar kalması
  • Hastada belirtileri geçmeyen enfeksiyon, kanama ve taş oluşumu gibi başka problemlerin ortaya çıkması

HoLEP Teknolojisiyle Prostat Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Üroloji bölümünde lazer teknolojisinin yaygın olarak kullanılması, HoLEP teknolojisinin önünü açmıştır. HoLEP teknolojisiyle uygulanan prostat büyümesi ameliyatında, spinal anestezi (belden aşağısının uyuşturulması) yeterli görülmektedir.

Büyüyen prostat dokusu, HoLEP ameliyatı ile normal idrar yolundan girilerek kapsülünden ayrılır. Bunun ardından idrar kesesine itilen prostat dokusu özel bir alet yardımıyla küçük parçalara ayrılarak dışarı çıkarılır. Holmium lazer sayesinde, büyümüş durumdaki prostatik adenom, prostat kapsülünden ayrılıp dışarı çıkarılır ve kalan dokuda tekrar büyüme meydana gelmez. Alınan hastalıklı doku patolojik olarak incelenir ve bu dokunun kanser dokusu olup olmadığı araştırılır. Lazerle tedavi uygulanan ameliyatlarda, lazerin kanamaları kontrol etme özelliği sayesinde hasta daha az kan kaybeder. Ayrıca kalp ve ciğer hastalığı olan ve dolayısıyla kan sulandırıcı ilaçlar kullanan hastalar için de HoLEP teknolojisiyle prostat ameliyatı gönül rahatlığıyla başvurulacak bir yöntemdir. HoLEP teknolojisiyle prostat büyümesi tedavisi, bugüne kadar vermiş olduğu olumlu sonuçlardan ötürü her geçen gün popülerliğini artırmaktadır.

HoLEP Teknolojisinin Avantajları Nelerdir?

Prostat tedavisinde pek çok gelişmenin önünü açan HoLEP teknolojisinin avantajları şu şekilde sıralanabilir:

  • Holmium lazer ile uygulanan prostat büyümesi ameliyatında prostat dokusu lazerle çıkarıldığı için hastalığın nüksetmesi söz konusu değildir.
  • Ameliyat sırasında oluşabilecek kanamaları lazerle kontrol etmek daha kolay olduğu için, kalp ve akciğer hastalığı nedeniyle kan sulandırıcı ilaç (antiagregan-koagülan) kullanan erkek hastalar bu yöntemin kullanıldığı ameliyatlara rahatlıkla girebilir.
  • HoLEP ameliyatı sayesinde hastalar normal hayatlarına hızlı bir şekilde dönebilir ve kendi ifadeleriyle 30’lu yaşlarına geri dönmüş gibi hissederler.

Prostat Ameliyatı ve HoLEP Teknolojisi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Prostat Ameliyatı Ne Kadar Sürer?

Prostat ameliyatının süresi, prostatın boyutuna ve hastaya göre değişiklik gösterir. Ameliyat süresini etkileyen en önemli faktör ise tedavi için tercih edilen cerrahi yöntemdir.

Gece sık sık yataktan kalkıp tuvalete gitmek prostat büyümesinin bir göstergesi midir?

Prostat büyümesinin ilk belirtilerinden biri gece tuvalete gitme ihtiyacıdır. Prostat büyümesi genellikle idrar yapmada güçlüğe neden olmakta ve hastalar geceleri sık sık tuvalete gider hale gelmektedir. Ancak gece saatlerinde sık sık tuvalete gidilse dahi bu ihtiyaç gündüz saatlerinde de devam eder. Geceleri sık tuvalete çıkmanın en önemli nedenleri diyabet, kalp ve damar hastalıklarıdır. Ayrıca ilerleyen yaşla birlikte geceleri beyin hipofiz bezinden antidiüretik hormon (vazopressin) salgılanması azalır ve geceleri üretilen idrar miktarında artış olur. Bu nedenle ana şikayeti geceleri tuvalete gitme ihtiyacı olan hastalar detaylı şekilde incelenmelidir. Son olarak geceleri sık tuvalete çıkmanın altında yatan neden prostat olmayabilir. Bu durumda prostat büyümesi tedavisi uygulansa veya ameliyat yapılsa dahi geceleri sık tuvalete gitme ihtiyacında azalma olmaz ve aynı sıkıntı devam eder.

Prostat ameliyatından sonra nasıl bir süreç yaşanır?

Prostat ameliyatından sonraki süreçte dikkat edilmesi gerekenler ve ameliyat sonrası komplikasyonlar, prostat ameliyatında kullanılan yönteme bağlı olarak değişkenlik gösterir.

Prostat ameliyatından sonra ortaya çıkma ihtimali olan komplikasyonlar nelerdir?

Prostat ameliyatından sonra en sık görülen komplikasyon kanamadır. Operasyon devam ederken kanama olursa prostat yeterince temizlenemeyebilir. Eğer kanama ameliyat sonrası olursa hasta tekrar ameliyata girmek zorunda kalabilir. Bunun dışında nadiren de olsa ameliyat sonrasında idrar kanallarında darlık gelişebilir. Bu durum hem doktor hem de hasta açısından oldukça can sıkıcı bir gelişmedir. Üretra darlığının önüne geçmek için olabildiğince ince aletlerle çalışılması gerekir ve bu aletlerin bakımının eksiksiz bir şekilde yapılması şarttır. Prostat ameliyatı sonrasında idrar yollarında enfeksiyon da gelişebilir. Kısacası prostat ameliyatı sonrası komplikasyonlar meydana gelebilir ancak tecrübeli bir cerrah ve modern cihazlar komplikasyon riskini minimuma düşürmektedir.

Prostat cerrahisinde robotik yöntemlerin yeri nedir?

Prostat kanseri ameliyatlarında robotik cerrahi hatırı sayılır bir yere sahiptir. Prostat kanseri ameliyatında prostat ve etrafında bulunan salgı bezleri büyük ölçekte çıkarılır. Bu nedenle prostatın yakınından geçen, sertleşmeyi ve idrar tutmayı sağlayan sinirlere ve yapılara zarar vermemek için son derece dikkatli olmak gerekir. Robotik cerrahide kanama olmadığı için her nokta çok net bir şekilde görülebilmekte ve gelişen teknoloji, hekimlere ameliyatı yapma konusunda büyük katkılar sağlamaktadır. Ayrıca bu operasyonda kanserli dokular temizlenirken, neredeyse hiçbir hasta ameliyat sonrasında idrar kaçırma sorunu yaşamaz. Bunun dışında, hastaların büyük bir kısmı cinsel fonksiyonlarıyla ilgili herhangi bir sorun yaşamamakta ve cinsel hayatları olumsuz yönde etkilenmemektedir.

Robotik yöntemlerin kullanıldığı prostat cerrahisinde ameliyatı yapan robot değil cerrahtır. Yani buradaki esas nokta, cerrahın robotik sistemi kullanarak ameliyatı yapıyor olmasıdır. Ancak prostat büyümesi söz konusu olduğunda ameliyatlar idrar deliğinden yapılabildiği için, gerek görülmediği takdirde robotik cerrahiye başvurulmaz. Kısacası robotik cerrahi, prostat kanseri ameliyatlarında son derece başarılı sonuçlar veren bir yöntem iken, prostat büyümesi operasyonlarında kullanım alanı sınırlıdır.

Prostat kanserinin teşhisinde MR (Manyetik Rezonans Görüntüleme) yardımlı prostat biyopsileri nasıl uygulanır?

Standart prostat biyopsisi işleminde, prostatın kapsül kısmı olan periferal zon 12 bölgeye bölünür ve her bölgeden rasgele bir parça alınır. Ultrason cihazı, standart prostat dokusu ile kanserli doku arasındaki farkı ayırt edemediğinden dolayı biyopsi için şüpheli alanların hedef alınması mümkün değildir. Bu aşamada prostatın farklı alanlarından rastgele alınan örneklerde tümörlü dokuyla karşılaşılacağı ümit edilir. Rastgele yapılan bu biyopsiler, hızlı ilerleme potansiyeli olan kanserleri bazı durumlarda yakalayamaz. Yeni tip MR füzyon biyopsilerde ise öncelikle özel bir prostat MR’ı çekilir. Ardından MR’da prostat kanseri için şüpheli alanlar belirlenerek bu alanlar dijital ortamda işaretlenir. Akabinde bu görüntüler özel ultrason cihazlarına yüklenir ve prostat biyopsileri MR’ın işaret ettiği şüpheli alanlardan alınır. MR, prostatta özellikle 0,5 cc üzerindeki agresif kanserleri gösterdiği için bu yöntem kullanıldığında hayati tehlikeye neden olabilecek prostat kanserleri gözden kaçmaz.

HoLEP ameliyatından sonra hasta takibi nasıl olur?

Hastalar erken dönemde, taburcu edildikten 3-4 hafta sonra kontrole çağrılır. İlk etapta idrarda yanma ve enfeksiyon şikayetleri olabilir. Böyle bir durum oluştuğu takdirde, ilgili şikayete yönelik tedavi uygulanır. Sonraki dönemlerde herhangi bir şikayet yoksa hasta üçüncü ay, altıncı ay ve birinci yıl sonunda rutin kontrole çağırılır. Bundan sonraki süreçte ise yalnızca herhangi bir şikayetin ortaya çıkması halinde kontrole gelinir.

HoLEP teknolojisinin cinsellik üzerine olumsuz bir etkisi var mıdır?

Prostat kapsülünün çevresinde cinsel fonksiyonları düzenleyen sinir hücreleri bulunur. Ancak Holmium lazerinin dokuya etkisi sadece 0,4 mm olduğu için, daha derinde yer alan hücreler bundan etkilenmez. Bu nedenle HoLEP Teknolojisi kullanılarak yapılan prostat ameliyatları sonrasında hasta cinsel hayatına istediği gibi devam edebilir.

HoLEP yöntemiyle yapılan ameliyat sonrasında idrar kaçırma olur mu?

Prostat büyümesini engelleyen ameliyatlar arasında, sfinkter adı verilen idrar tutma kaslarını en iyi şekilde koruyan işlem HoLEP teknolojisiyle yapılan ameliyattır. Operasyon öncesinde sfinkter kasları idrar tutma konusunda tembelleştiğinden dolayı bazı hastalarda sonda çıkarıldıktan sonra geçici bir süreliğine birkaç damla idrar kaçırma görülebilir. Ancak damlama şeklinde görülen bu idrar kaçırma sorunu, ilaç veya egzersiz yardımıyla birkaç gün veya hafta içinde geçebilir. Tabii ki bu sorunun ne zaman geçeceği hastadan hastaya değişkenlik gösterir. Kısacası HoLEP ameliyatı sonrasında hiçbir hastada idrar kaçırma sorunu yaşanmaz.

error: Content is protected !!
Messenger
Email
Bize Ulaşın
Messenger
Email
Bize Ulaşın