Hiperbarik Oksijen Tedavisi

Hastanın basınçlı bir ortamda saf oksijen soluması anlamına gelen hiperbarik oksijen tedavisi, bazı durumlarda tüplü dalış esnasında ortaya çıkabilen vurgun hastalığında uygulanan bir tedavidir. Ciddi enfeksiyonlar, kan damarlarındaki hava kabarcıkları ve diyabet ya da radyasyon hasarı nedeniyle oluşan ancak iyileşmeyen yaralarda da hiperbarik oksijen tedavisinden faydalanılır.

Hangi Hastalıklarda Hiperbarik Oksijen Tedavisi Uygulanır?

Ani işitme kaybı, 3 günden kısa sürede gelişen bir hastalık olup, odyometri veya diğer adıyla işitme testiyle teşhis edilir. Hastalığın nedeni tam olarak bilinmese de, damar ve dolaşım sorunları, enfeksiyonlar ve bağışıklık sistemi hastalıkları gibi farklı nedenlerin ani işitme kaybına neden olduğu öne sürülmektedir. Tedavi ne kadar erken başlarsa başarı şansı da o kadar yükselmektedir.

Hiperbarik oksijen tedavisinin, iç kulaktaki oksijen miktarının artmasını sağlayarak, kan akışının azalması anlamına gelen iskemi nedeniyle ortaya çıkan işitme kaybına iyi geldiği düşünülmektedir. Hiperbarik oksijen tedavisi iç kulak metabolizmasını iyileştiren, oksijenasyonu artıran ve ödemi çözen etkili bir tedavidir.

Ani işitme kaybı gelişmesinin ardından bir ay içinde tedavi gören hastalarda başarılı sonuçlar elde edildiği gösterilmiştir. Amaç, iç kulakta gelişebilecek kalıcı hasarın önlenmesidir.

Avasküler nekroz

Avasküler veya diğer adıyla aseptik nekroz, beslenemeyen kemik dokusunun ölmesi anlamına gelir. Genellikle bacakta, kalça kemiğinin baş kısmında görülür. Pek yaygın olmasa da kol, diz, el bileği ve ayak gibi vücudun farklı kısımlarında da görülebilir.

Hastalar genellikle ağrı ve hareketlerinde kısıtlılık gibi şikayetlerle başvurur. Hastalığın nedeni tam olarak bilinmese de kemiğe gelen kanın ve dolayısıyla oksijenasyonun azalmasına bağlı olarak ortaya çıkar.

Hiperbarik oksijen tedavisi (HBOT), özellikle erken evre avasküler nekroz olan hastalarda oksijenasyonu artırarak etkili olur. Erken evrede HBOT gören hastaların %93’ünde hastalığın ilerlemesinin durduğu veya hastaların tamamen iyileştikleri rapor edilmiştir.

Radyasyon nekrozu

Radyasyon nekrozu, radyoterapi gören bazı hastalarda tedavi sonrasında kısa veya uzun vadede görülen istenmeyen bir etkidir. Radyoterapi yapılan bölge, uygulanan radyoterapinin dozu ve hastanın özelliklerine bağlı olarak farklı şikayetlerle ortaya çıkabilir.

Radyoterapi uygulanan bölgede beslenme ve oksijenasyon azalmakta ve bölge daha hassas hale gelmektedir. Bu bölgelerin kendini iyileştirme becerileri de azalır. Bu nedenle küçük travmalar dahi bu dokularda ölüme neden olabilir.

Hiperbarik oksijen tedavisi, radyoterapinin bağırsaklar, mesane, cilt, beyin dokusu, genital organlar ve kemik dokusu gibi farklı dokularda sebep olduğu olumsuz etkileri ortadan kaldırmaya yardımcı olur. Bu tedavi, dokulardaki oksijen seviyesini artırır ve yeni kılcal damarların oluşumunu destekler.

Tutması Şüpheli Deri Flepleri ve Greftleri

Deri greftleri ve flepleri, iyileşmeyen ve sorunlu yaraların tedavisinde en sık kullanılan cerrahi işlemlerden biridir. Halk arasında bu cerrahi işlemler “yama ameliyatı” olarak bilinir. Damar tıkanıklığı ve diyabet başta olmak üzere dolaşım sisteminde bozukluk olan hastalarda bu işlemlerin başarı şansı düşük olabilir.

Oksijen seviyelerinin düşük olması, greft ve fleplerin iyileşmesini engeller. Dolaşımı destekleyen ve dokulardaki oksijen miktarını artıran hiperbarik oksijen tedavisi, greft ve fleplerin başarı oranını önemli ölçüde artırır. İşlem öncesinde yaralı bölgeyi hazırlamak, işlem sonrasında ise iyileşmeyi hızlandırmak için kullanılır.

Kronik Osteomiyelit (Kemik Enfeksiyonu)

Osteomiyelit, kemik dokusundaki enfeksiyon anlamına gelir ve ilerlemesi halinde kemiğin ölmesine neden olur. Kronik osteomiyelit, hastalığın uzun süre yeterli şekilde tedavi edilmemesi durumunda enfeksiyonun kronik hale gelmesidir. Hastalık aylarca hatta yıllarca devam edebilir.

Kronik osteomiyelitin tedavisinde, ilaçların, yara bakımının ve gerektiğinde cerrahi müdahalelerin yanı sıra hiperbarik oksijen tedavisi (HBOT) de başarı şansını önemli ölçüde artırmaktadır. Yapılan çalışmalarda HBOT ile başarı oranının %90’lara ulaştığı belirtilmektedir.

HBOT (hiperbarik oksijen tedavisi), kronik osteomiyelit hastalarında pek çok farklı ve faydalı etki yaratmaktadır. Yaraların daha hızlı iyileşmesini sağlar, kemik dokusundaki oksijen seviyesini artırır, bazı antibiyotiklerin etkisini artırır ve lezyon bölgesine daha iyi kan gelmesine yardımcı olur.

HBOT, kronik osteomiyelit hastalarına ve bazı akut osteomiyelit hastalarına uygulanır. Omurga, kafatası ve göğüs kemiği enfeksiyonlarında, kemiğin ve yaralı bölgenin iyileştirilmesinde başarılı sonuçlar vermektedir.

Yaralarda iyileşmenin geciktiği durumlar

Diyabet, damar tıkanıklığı, dolaşım bozukluğu ve radyasyon terapisi gibi sebepler, dokuların iyileşmesini önler, yaraların kapanmasını geciktirir ve en nihayetinde iyileşmeyen “sorunlu” yaraların ortaya çıkmasına neden olur. Uzun zamandır iyileşmeyen kronik yaralar söz konusu olduğunda, birçok farklı uzmanlık alanı birlikte çalışır. Yara bakımı, ilaç uygulaması ve cerrahi müdahalelerin yanında yaralı bölgeye yeterli oksijen sağlanması da iyileşme açısından önemli bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kronik yaralar hipoksiktir, yani oksijen seviyeleri düşüktür. Özellikle diyabet hastalarında ve dolaşım problemi olan hastalarda yaralı bölgeye yeterli miktarda oksijen gitmez. Oksijensiz kalan dokularda “anaerobik” bakteri oluşur ve bu bakteriler yara dokusunda enfeksiyona neden olur. Hiperbarik oksijen tedavisiyle, yaralı dokudaki oksijen seviyesini iyileşme için yeterli düzeye çıkarmak mümkündür. Normal koşullarda, iyileşmeyen bir yaranın kısmi oksijen basıncı 5-20 mmHg iken, bu değer hiperbarik oksijen tedavisiyle 1000-1700 mmHg düzeyine ulaşabilir.

Hiperbarik oksijen tedavisi kolajen sentezini artırarak, sağlıklı kemik dokusunu ve kan dolaşımını destekleyerek ve bazı antibiyotiklerin etkisini artırarak kronik yaraların iyileşmesine katkıda bulunur.

Ezilmeler, kompartman sendromu ve diğer akut travmatik iskemi

Trafik kazaları, travma ve deprem gibi kaza ve felaketlere bağlı ezilme, baskı ve uzun süreli hareketsizlik gibi durumlarda dokulardaki kan akışı azalır. Dokularda ve organlarda yeterince kan ve oksijen bulunmaması durumunda “nekroz”, yani ölüm meydana gelir. Bu dokularda oluşan ödem, iyileşmeyi engelleyen önemli bir sorundur. Hiperbarik oksijen tedavisi (HBOT), ödemi gidermek açısından oldukça başarılı sonuçlar vermektedir. HBOT, ödemi azaltarak, oksijen seviyesini yükselterek ve dolaşımı destekleyerek motorlu araç kazaları, silahla yaralanma, bere, sıkı plaster ve bandaj uygulamaları gibi nedenlerle ortaya çıkan iskemik yaralarda doku hasarını ve ölümünü önler.

Termal yanıklar

Elektrik akımı, ısı ve radyasyon gibi çeşitli fiziksel ve kimyasal faktörlere bağlı olarak gelişen doku hasarıdır. Yanıklar, genişliklerine ve derinliklerine bağlı olarak 4 dereceye ayrılır:

1. Birinci derece yanıklar: Yüzeysel yanıklardır. Genellikle güneş yanığı ve sıcak su yanıkları şeklinde görülür. Herhangi bir iz bırakmadan iyileşme sağlanır.
2. İkinci derece yanıklar: Daha derin yanıklardır. Hastaya çok acı verir. Cilt üzerinde sıvıyla dolu kabarcıklar (bül) oluşur. İyileşmesi daha uzun sürer ve ciltte yara izi bırakır.
3. Üçüncü derece yanıklar: Derinin tüm katmanları yanar, subkütan doku da bu durumdan etkilenir. Ter bezleri ve kıl folikülleri de zarar görür. Deri elastikiyetini kaybeder. İyileşmesi çok uzun zaman alır ve büyük yara izleri bırakır.
4. Dördüncü derece yanıklar: Yanık, kemik dokusu gibi derinde yer alan organlara ulaşır.

Hafif yanıklar polikliniklerde tedavi edilirken, ciddi yanıklar için hastanın hastaneye yatırılması gerekebilir. Tedavinin amacı ödemi kontrol altında tutmak, yeterli oksijen vererek doku kaybını önlemek, hasarın yayılmasını önlemek, enfeksiyon riskini azaltmak, yaraların daha hızlı iyileşmelerini sağlamak ve hastayı organ yetmezliğinden korumaktır.

Hiperbarik oksijen tedavisi esnasında oksijen seviyesi yükselir, vazokonstriktör ve ödem azaltıcı etkisiyle dokulara yeterli oksijenin ulaşması mümkündür. Antienflamatuar etkisi sayesinde, yanık sonucu oluşan enflamatuar yanıt kaskadını bloke eder.

Vücut yüzeyinin %20’sinden fazlasını kaplayan yanıklarda, karbon monoksit zehirlenmesi ve majör travmaların da olduğu yanıklarda, elektrik yanıklarında, el, yüz ve bacak arası yanıklarında, solunum yollarını etkileyen yanıklarda ve riskli hastalarda görülen yanıklarda hiperbarik oksijen tedavisi uygulanmalıdır.

Donma da termal yara sınıfına girmekte olup, hipotermi travması olarak adlandırılır. Bu tür bir durumda, damarların ciddi şekilde daralması nedeniyle kan dolaşımı bozulur. Dolaşımın bozulması, oksijenasyonun yetersiz kalması ve vücudun yeniden ısıtılması dokulara zarar verir. Hiperbarik oksijen tedavisi sıcak yanıklarında olduğu gibi soğuk ısırması veya buz yanıklarında da etkili bir tedavi yöntemidir.

Dekompresyon Hastalığı (Vurgun)

Bir diğer adı da ‘vurgun’ olan dekompresyon hastalığı, dalış zamanına, derinliğine, yükselme hızına ve bazı kişisel faktörlere bağlı olarak ortaya çıkan bir tür dalış hastalığıdır. Kanda çözünen azot dalış esnasında yüzeye çıkarken vücuttan yeterli ölçüde atılamaz, bu da damarlarda ve dokularda hava kabarcıkları oluşmasına neden olur. Bu durumda hafif semptomlar görülebileceği gibi, hayati tehlike yaratan ciddi bir tablo da oluşabilir.

Hastalık iki tür olarak karşımıza çıkmaktadır:
Tip 1 Dekompresyon Hastalığı: Eklem ağrısının ve ciltte bazı bulguların görüldüğü hafif dekompresyondur.
Tip 2 Dekompresyon Hastalığı: Daha ciddi semptomlar görülür. Dolaşım, solunum ve sinir sistemini etkileyerek ölüme yol açabilir.

Dekompresyon hastalığında kullanılan ana tedavi yöntemi hiperbarik oksijen tedavisidir. Bu hastalıktan şüphelenilmesi halinde gecikmeden Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp Uzmanıyla irtibata geçilerek hasta, uygun koşullar sağlanarak basınç odası bulunan en yakın merkeze sevk edilmelidir.

Hava veya gaz embolizmi

Gaz embolizmi, havanın veya başka bir gazın dolaşım sistemine girmesi sonucunda ortaya çıkan, gazın hacmine ve tıkama alanına göre hafif veya ciddi semptomlara neden olabilen bir hastalıktır. Cerrahi işlemler esnasında veya dalış yaparken ortaya çıkabilir. Astım, KOAH ve akciğerlerde adezyona neden olan bazı hastalıklar gaz embolizmi riskini artırabilir. Gaz embolisinde ana tedavi yöntemi hiperbarik oksijen tedavisidir. Hasta, uygun koşullar sağlandıktan sonra basınç odasına nakledilmeli ve zaman kaybetmeden tedaviye başlanmalıdır. Erken tedavide başarı oranı artmaktadır.

Karbonmonoksit zehirlenmesi

Karbonmonoksit renksiz, kokusuz ve zehirli bir gazdır. Karbon içeren maddelerin yetersiz yanması karbonmonoksit gazını ortaya çıkarır. Yangın esnasında baca gazı solumaya ve dumana maruz kalmaya bağlı olarak soba ve şofben zehirlenmeleri meydana gelir. Karbonmonoksit zehirlenmesinin şiddetine bağlı olarak bulantı, kusma, yorgunluk, baş ağrısı ve baş dönmesi gibi hafif semptomlar görülebileceği gibi bilinç kaybı, kalbin durması ve ölüm de meydana gelebilir.

Karbonmonoksit gazı, kanda bulunan ve dokulara oksijen taşıyan hemoglobine oksijenden 200 ila 240 kat daha fazla bağlanır. Hemoglobin dokulara yeterli oksijen taşıyamadığında birçok farklı semptom oluşur.

Hastalığın gidişatı gaza maruz kalınan süreye, maruz kalınan karbonmonoksit yoğunluğuna, tedavinin başlandığı zamana ve oksijen tedavisine bağlı olarak değişiklik gösterir. Çocuklar, yaşlılar, gebeler, kronik hastalığı olanlar ve alkol tüketmiş olanlar daha yüksek riskli hasta grubundadır.

Tedavide hastanın oksijen soluması sağlanır. Ciddi zehirlenmelerde ve riskli gruba giren hastalarda ana tedavi yöntemi hiperbarik oksijen tedavisidir.
Hiperbarik oksijen tedavisi, karbonmonoksiti hemoglobinden hızla ayırır. Yüksek miktarda oksijenin kanda çözünmesini ve dokulara yeterli oksijenin ulaşmasını sağlar.

Gazlı gangren ve diğer nekrotizan enfeksiyonlar

Nekrotizan enfeksiyonlar pek sık görülmeyen ancak hayat kalitesini bozan ve hayati tehlike oluşturabilen bulaşıcı hastalıklardır. Cerrahi işlemlerin veya travmaların ardından ya da belirgin bir sebep olmaksızın gelişebilir. Hastalarda genellikle kanser, diyabet ve bağışıklık sistemi hastalığı gibi bir risk faktörü bulunur. Erken dönemde, yaralanma sonrası acı, ödem, dokununca çatırdama sesi ve çok kötü kokulu akıntı görülebilir.

Bu enfeksiyonların ortak özelliği hipoksi yani oksijen yetmezliğidir. Medikal ve cerrahi tedavilere ek olarak hiperbarik oksijen tedavisi uygulandığında hastalığın gidişatında olumlu gelişmeler kaydedildiği ve başarı şansının arttığı görülmüştür. Hiperbarik oksijen tedavisi oksijen seviyesini artırmakta, bakterilerin üremesi için uygun olmayan bir ortam yaratmaktadır. Ayrıca bazı antibiyotiklerin etkisini artırmakta ve vücudun bağışıklık sistemi fonksiyonlarını desteklemektedir.

Retinal arter tıkanıklığı (ani görme kaybı)

Gözün görme işleviyle ilgili ana katman olan retina vücutta en fazla oksijen tüketen dokudur. Bu nedenle oksijenin yetersiz kalması halinde retina hızla zarar görebilir, bu da görme yetisinde bozukluğa neden olur. Gözü besleyen retina damarında ve bu damarın dallarında meydana gelen her türlü tıkanıklık ani görme kaybına neden olabilir. Bu tür görme kayıpları aniden ve herhangi bir acı olmaksızın meydana gelir. Tıkanıklığın ciddiyetine bağlı olarak kısmi veya tam görme kaybı görülebilir.

Damar tıkanıklığı, hipertansiyon, diyabet ve kalp kapakçığı hastalıkları gibi bazı hastalıklar da retinal arter tıkanıklığı riskini artırabilir. Bu tür hastalarda göz doktoru tarafından yapılan muayenenin ardından kesin tanı konulur, ilaç tedavisine başlanır ve hasta en kısa sürede hiperbarik oksijen tedavisine sevk edilir.

Hiperbarik oksijen tedavisi, kan akışının sekteye uğradığı retinal dokudaki oksijen seviyesini artırarak retinanın canlılığının ve işlevlerinin korunmasını sağlar. Retinal arter tıkanıklığına bağlı ani görme kaybı teşhisi alan hastalar en kısa sürede basınç odası bulunan bir merkeze başvurmalıdır.

Anoksik ensefalopati

Anoksik ensefalopati, beyindeki oksijen durumunun bozulması nedeniyle ortaya çıkan nörolojik bir hastalıktır. Travma, kalbin durması, felç, boğulma veya zehirlenme gibi farklı sebeplere bağlı olarak gelişebilir. Vücutta oksijen eksikliğine karşı en hassas olan dokulardan biri beyin dokusudur. Beyindeki oksijenasyon durduğunda 10 saniye içinde bilinç kaybolur ve kısa süre içinde beyin hasarı meydana gelir.

Anoksik ensefalopatide uygulanan hiperbarik oksijen tedavisi, beyin dokusunda çözünen oksijen miktarını artırarak ve beyindeki ödemi azaltarak beynin oksijen ulaşmayan bölgelerine oksijen gitmesine yardımcı olur. Hastalar olabilecek en kısa sürede tedavi edilmeli, hiperbarik oksijen tedavisi esnasında hastaların diğer tedavilerine devam edilmesine ve yoğun bakım ihtiyaçlarının karşılanmasına özen gösterilmelidir.

error: Content is protected !!
Messenger
Email
Bize Ulaşın
Messenger
Email
Bize Ulaşın